Sevgili Çengelköy, bizler eski Çengelköy’de doğduk büyüdük ve yaşlandık. Ama bu asla Çengelköy’e yeni yerleşmiş Çengelköylüleri Çengelköy’den soyutlamak değil, hatta haddimiz de değildir. Çünkü zaman geçecek, onlar veya onların çocukları yaşadıkları Çengelköy’ü bu satırlarda yazacaklardır. Sadece ‘zaman ve mekân’ farklı ama ‘zaman ve mekân’ izafi olduğuna göre, anlatılan konunun özü yine Çengelköy olacaktır.
Hava hafif pusluydu, Kuleli sahili boyunca yürüyordum. Burası kuzey rüzgârlarını aldığından, soğuktu ve deniz suyu dalgalı ve koyu yeşil bir renk almıştı. Üzerimde ki uzun pardösünün yakalarını kaldırmış, ellerim ceplerimdeydi. İri dalgalardan uçuşan beyaz köpüklerden havalanan zerreciklerden denizin kokusunu ve suyun tadını alabiliyordum. Keyfim yerinde, ileride ki parka giderek oturdum.
Sevgili Çengelköy, arı kan Arap atlarının yetiştirilmesi konusun da, artık bir uzman olan ve bu alanda adeta tırnaklarıyla, hak ettiği yere ulaşan, sevgili arkadaşımız Semih Koçer’in (Lüfer) önümüzde ki pazartesi Bursa’da ilk kez start alacak, “Çengelköylü” adlı atı saat 15.00’te koşacaktır.
Sevgili Çengelköy, geçtiğimiz Pazar günü Lüfer’in (Semih Koçer) “Balıkçı” adlı teknesiyle 2010 yaz mevsiminin ilk deniz açılımını yaptık. Teknede marangoz sarı Metin, Kayhan Çındemir, ben Hüseyin Tuna ve Semih Koçer vardı. Sevgili Erdal Göksu’da gelecekti ama güneşe olan alerjisi yüzünden, doktoru izin vermemişti.
Sevgili Çengelköy, bu yazımızda eski Çengelköy’ün o mis gibi yasemin ve hanımeli kokan, mehtaplı gecelerinden söz edeceğiz. 1950’li yıllar da Çengelköy geceleri, kandil, lâmba, mum gibi mehtabın akrabası hafif ve yumuşak eski ışıklarla aydınlanırdı.
Sevgili Çengelköy, siz hiç düşen yaprakların seslerini duydunuz mu? Bir söylentiye göre; onlar düşerken dallarından yere, güneşin aynasında kaldıkları her bir an için teşekkür ederlermiş... Yerlerini kendileri gibi bu duyguları tadacağını bildikleri yeni yapraklara bırakırlarmış... Fısıldarlarmış da rüzgâr getirirmiş seslerini: 'Hiç bir şey sonsuza kadar sürmez. Gün gelir sararırsın... Düşersin dalından... Ama öylesine bilge, öylesine zamanında, mevsimine göre yaşamışsındır ki ağlamazsın düştüğünden bu yüzden...
Sevgili Çengelköy, bu röportajımızda, Çengelköy’ün renkli simalarından Mehmet İlhan Şencan’dan, namı değer “Emmi”den söz edeceğiz. 1950 Çengelköy doğumlu olan Emmi’ye bu lâkap, Çengelköy Mehmetçik İlkokulunda verilmiş. Marangoz sarı Metin’in anlattığına göre ilkokul 3. sınıftayken sınıflarına 14 yaşında bir öğrenci gelmiş. Bakmışlar çocuk kendilerinden 5 yaş büyük, dolayısıyla ona “Emmi” adını yakıştırmışlar. Yani Emmi 14 yaşında sınavla, ilkokul 3.sınıfa başlamış.
Sevgili Çengelköy,1967–70 Yılların da, spor yapacak sahamız yoktu. Bizler, çakal tepesi altında ki “Zurnacı Kayası”nın diğer yamacında ki “Cevizli”ye çıkar, şayet şansımız varsa boş saha bulur, bulamazsak futbol oynamak için, bizlerden önce oynanacak maçların bitmesini beklerdik.
Sevgili Çengelköy, bu haftaki sohbetimiz de, bir asır önceki vapurlarla bir gezinti yapacağız. Efendim bu vapurların artık tarihe karışmış olan “İçkili Büfe”leri ve bu büfelerin devamlı müşterileri “Zevk Ehli” akşamcılarından sizlere söz edeceğiz.
Çengelköy Haber; Bir Bilim, Gezi, Kültür, Sanat, Tarih,
Sağlık ve Çengelköy'ün Haber Sitesidir. Çengelköy Haber sitesi içeriğinde bulunan bilgilerin doğruluğu konusunda kesinlikle garanti verilmemektedir. Çengelköy Haber; hiçbir kurum, kuruluş ve veya sivil toplum örgütü ile
doğrudan ve veya dolaylı olarak bağlantılı değildir. Çengelköy Haber sitesi içeriğinde bulunan ticari marka, logo, ünvan, görsel, işitsel ve yazılar kendi sahiplerine aittir. Yazıların sorumluluğu yazarına aittir.
Ana sayfa | Anket | Arşiv | Çengelköy haber
hakkında | Elektronik posta listemize
katılın | Gizlilik ilkesi | Haklar | İletişim
Linkler | Reklam başvuru formu | Reklam raporları | Reklam yardım | Seri ilan |
Sıkça sorulan sorular | Site kullanımı | Yasal uyarı