 Çengelköy' ün eski evlerini görmek için boş bir zamanınızda Çengelköy'ün arka sokaklarına dalın ve yalnızca dolaşın. Geçmişin güzel kokusu içinize sinecek, sizi yıllar öncesine götürecektir. Eğer geç kalırsanız ya yıkılmış, yada yakılmış veya yerlerinde çirkin beton binalar görebilirsiniz.
Çengelköy’ de hanedana mensup kişilere, devlet büyüklerine ve varlıklı kesime ait büyük köşkler, yalılar, kasırlar ve konaklara ilave olarak, halka ait evler de Çengelköy dokusunun ve görünümünün en önemli öğelerinden olmuştur, her zaman. Bu evler, bir yandan Anadolu ev mimarisine, diğer taraftan da büyük yapılara benzeyen yanlarına rağmen, İstanbul'a özgü orijinal bir mimari tarzına sahiptirler.
Tipik Çengelköy sokakları, yanyana sıralı evlerin bulunduğu, birbirleriyle çeşitli noktalarda buluşan düzensiz sokaklardan oluşur. Burada sokaklarda yer alan evler genellikle bir veya iki katlıdır; etraflarını kuşatan yahut arka kısımlarında küçük bir bahçeye sahiptirler. 1832 yılında Çengelköy’de çıkan büyük yangında sayıları kesin olarak bilinmemesine rağmen yaklaşık yüzaltı ev ve yirmiüç iş yeri kül olmuştur. ((iş yerleri hariç) bazı belgelere göre seksenaltı bazı belgelere göre ise yüzotuzbeş ev yanmıştır)
1660 yılındaki büyük İstanbul yangından sonra hükümetin yasaklamasına rağmen İstanbul'da ve Çengelköy’ de evler, Cumhuriyete kadar genellikle ahşaptan yapılmaya devam etmiştir.
Çengelköy’de bulunan en yaygın olan ev tipini size şöyle anlatabilirim. Biraz yüksekte bir bodrum üzerine iki katlıdır. Bodrumun yüksek yapılması nedeniyle giriş kapısına, birkaç basamakla ulaşılır. Bodrum katları sokağa kapalıdır, bu nedenle az sayıda küçük pencereleri vardır. Bu pencerelerin dışında parmaklık veya ahşap kafesler bulunur.
Bodrum kat yaşama alanı değil, servis alanı olarak kullanılır. Üst kat, bir çıkma ile alt katın üzerinden sokağa doğru taşar ki bu "cumba" olarak isimlendirilir. Üst katın cumbası ve pencereleri sokağı daha iyi görebilecek şekilde tasarlanmıştır. Üst kat yaşama alanıdır. Özellikle üst katta bulunan büyük oda gündelik yaşamın büyük kısmının içinde yaşandığı bir mekandır.
İçi, oturmak için sedirlerle kaplı bu odanın, en az iki duvarında çok sayıda pencere olur. Bu oda oturma, misafir ağırlama ve uyumanın dışında, yemek için de kullanılır. Yemek, odanın ortasında çok alçak bir sehpa üzerinde, yerde yenir. Bu odaların içerisinde bazan bir ocak ve "gusülhane" adı verilen yıkanma (banyo) yeri de olabilmektedir.
İçleri ve dış yüzeyleri ahşap süslemelerle bezenmiş bu evlerin çatılarında da ahşap saçaklar vardır. 1950'li yıllardan itibaren hızlanan göç nedeniyle bu evlerin bir çoğu yerlerine daha çok katlı sevimsiz, çirkin görünüşlü apartmanlar yapılması maksadıyla yok edilmiştir. Adlarına “Eski İstanbul Evleri” de denilen bu sevimli evlere (bana göre çok büyük tarihi değerler) bir kaç mahallemizde rastlamak mümkün. Birçoğunun bugünkü iç burkucu hali beni derinden üzüyor.
Çengelköy' de birkaç duyarlı vatandaşımızın bu tür eski evleri orjinaline birebir sadık kalarak restore ettirmeleri ve içinde oturmaları ise beni çok memnun ediyor açıkçası. Eski Çengelköy evlerinin o sıcaklığı yaşamak için herhangibirinin içinde bir dolaşın, mutfağında pişen yemeğin kokusunu hissedin, holünde bir yemek yedikten sonra cumbasında oturup bir çay için ve ne demek istediğimi anlayın.
Araştırma yazısı: Erdal Göksu 2006
Yasal uyarı; Bu araştırma çalışması Erdal Göksu tarafından “ÇENGELKÖY HABER” için yapılmıştır ve yalnızca [ÇENGELKÖY HABER.COM] internet sitesinde yayınlanmaktadır. Başka bir internet sitesi veya siteleri üzerinde, yazılı ve veya görsel medyada, elektronik ortamlarda izinsiz olarak yayınlanması ve veya kullanılması ilgili yasa ve veya kanunlar çerçevesinde yasaktır. Ancak bu bilgiler; [www.cengelkoyhaber.com] internet sitesinden alınmıştır şeklinde kaynak gösterilerek ve veya konu ile ilgili sayfa veya sayfalara direk link verilerek kullanılabilir.
|