![]() Bağları, bahçeleri, tarihi camileri, kiliseleri, ayazmaları, çeşmeleri, yalıları, köşkleri, evleri, işte muhteşem ÇENGELKÖY. Benim köyüm.
Çengelköy sırtını yeşilin binbir tonuna yaslayıp, kucağını Boğaz'ın serin mavisine açan kaşık gibi bir köyüdür, İstanbul'un. Beylerbeyi ile Vaniköy arasında ,kıyı kesimi dar, tepelere doğru genişleyerek yayılan, geçmişten derin izler taşıyan bir yerleşim bölgesidir.
Çengelköy adı çok eskilere dayanmaktadır.Çıkış nedeni ile ilgili çeşitli rivayetler bulunmaktadır. Birkaç rivayetten örnek vermek gerekirse; a) Çok eskiden bu bölge ormanlıkmış, sıklıkla soygunlar olurmuş. En eski soyguncuların Persler olduğu söylenir. Farsçada çengel, ormanlık alan anlamına gelir. b) Fatih döneminde buraları, gemi yapım alanıymış. Gemi çapaları bulunduğundan, gemi çengeli denmiş. Sonradan kısalarak Çengel adı kalmış. c) Kaptan-ı Derya Çengeloğlu Tahir Paşa, bu yörede bir camii yaptırmış, bölgenin adı buradan geliyor densede; Çengelköy adının çok daha eski belgelerde bulunduğu biliniyor. d) 16.yy belgelerine göre, bölgede kireç ocakları bulunuyormuş. O nedenle de, Çenkar Karyesi denmiş. Çenkar: bir nevi boya - Karye : köy anlamına geliyor. Bu konudaki geniş ve diğer benzer bilgileri "adı nereden geliyor?" başlığı altında bulabilirsiniz.
Çengelköy'e ait arazi bulgularında; Osmanlının 16.yy döneminde, Ömer efendi camii ve Aya Yorgi Kilisesi bu bölgede görülmektedir. Evliya Çelebi nin 17.yy da kaleme aldığı yazılarında, Çengelköy'e ait bilgilere rastlanmaktadır. Çengelköy' deki has bahçelerin, 4.Murat ve 4.Mehmet tarafından ziyaret edildiğini, buradan öğrenmekteyiz.
O vakitler, Üsküdar' dan sonra ki 2. büyük yerleşim yeri, Çengelköy imiş, Anadolu yakasında. Halkın çoğunluğunu Rumlar oluşturuyormuş. Birkaç Ermeni ve Yahudi ailede bulunmaktaymış. Çengelköy' de büyük koruluklar, güzel has bahçeler, meyve - sebze bahçeleri, kireç ocakları varmış. Genelde yalı ve köşk sahipleri, mevkii sahibi varlıklı ve köklü ailelere mensupmuş.
Paşalar, Ağalar, Sultanlar, Sadrazamlar, Bostancıbaşılar, Nazırlar, Bankerler, Tüccarlar, Kuyumcular vb. gibi. 19.yy da çarşıda çıkan büyük yangında, 20 ev 80 dükkan yok olmuşsada, çarşının konumu değişmeden bugüne gelmiştir. O dönemde yerleşim genişleyerek 3 mahalle halini almış. 1) Asıl Çengelköy 2) Yukarı mahalle 3) Set üstü.
Çamlıca' ya da yollar açılmış. Var olan 600 hanenin, 320 si Türklere aitmiş. Önceleri Rum vatandaşların çoğunlukta olduğu köy, Kuleli Askeri Lisesinin de etkisiyle giderek Türklerin yerleşimine açılmış. Her Boğaz köyünde olduğu gibi, Çengelköy' ün de güzel bir kilisesi ve camileri vardır. Cumhuriyet döneminde sayfiye yeri olarak isim yapmış, zamanla çarşısı , okulu, yolu olan yerleşik bir köye dönüşmüştür.
Çengelköy' ün merkezi, çarşısı, sosyal ve ekonomik açıdan hareketli olan sahil kesimidir. Tepeler birbiri ardına yapılan site ve binalar ile Ümraniye ile birleşmiştir. Eskiden kuş avlanılan tepelere kimse rağbet etmezdi, tek tük evler vardı. İnşaatların hızla artmasıyla, boş tepelerin yanısıra ekili olan alanlarda betona dönüştü. Koruluklar, fundalıklar, yeşil alanlar bir bir yok oldu.Yamaçlarda kalan birkaç fundalık dışında, Havuzbaşı parkı yüzyıllık ağaçlarla dolu huzurlu ortamını korumaktadır.
Çengelköy toprağı her yerinden su çıkan, çok verimli bir arazidir.Vaktiyle yıldız, gül, kasımpatı gibi çiçek bahçeleri ve her tür sebzenin yetiştiği bostanlar ile doluydu. Şimdilerde Yenimahallede birkaç çiçek bahçesi ve seranın yanısıra, Nato Yolu, Güzel Tepe ayrımında mevsimine göre ekim yapan birde bostan var. Vahdettin Köşkünün çevresi eskiden çilek tarlaları ile doluymuş.
Çengelköy'ün topraklarında her tür bitki kolayca yetişir. Fındık, ceviz, erik, ayva, şeftali, hurma, çitlenbik, dut, incir, mısır gibi pek çok bitki ve meyve ağacı ile doludur bahçeler. Baharda pembe beyaz tomurcuklarıyla, çevreye umut ve sevinç yayarlar. Çınar, çam, at kestanesi, kavak, meşe, manolya, akasya gibi pek çok ağaç türü bu topraklarda huzur ve güvenle büyüyerek yüzyıllara meydan okuyor.
Ancak plansız yapılaşma, bakımsızlık, ilgisizlik nedenleri ile bu türlerde bir bir yok olmaktadır. Denize akan pek çok küçük deresi vardı Çengelköy'ün. Hepsi kurudu, kapatıldı, üstlerine evler apartmanlar yapıldı. En bilineni ve en büyüğü "Bekar deresi" idi. Nato yolundan gelip, Hammallar iskelesinden denize karışırdı.Üzerinde küçük bir köprü vardı.Çeyrek yy. önce denize girmek için kilometrelerce yol gitmeye gerek yoktu. Aralık iskeleden, Hammallar iskelesinden, Kuleli sahilinden yada sandal ile, temiz ve serin Boğaz sularında yüzmek dünyaya bedeldi.
Çengelköy'ü zenginleştiren su ve toprak yeterince değerlendirilip, korunamadı ne yazık ki. Umarım yarının nesilleri çevre bilincine sahip olup, içinde yaşadıkları doğayı koruyarak yaşatırlar. Çengelköy'de doğal güzelliklerinden olsa gerek, birçok sanatçı yetişmiştir. Havasından suyundan yeşilinden ilham alarak, güzel eserler vermişlerdir. Ressam Halil Paşa, yazar Kemalettin Tuğcu, şair Orhon Seyfi Orhan gibi.
Dostluk ve komşuluk ilişkilerinin sıcaklığını koruyan, tarihin izlerine rastlanan İstanbul mozayiğinin özel ve güzel bir parçasıdır Çengelköy. Sokaklarındaki tarihi evler, eski mimari özellikleri sergilemektedir. Ne yazıkki pekçok köşk, eski ve tarihi evler yeni iskanlar için yakılıp yok edilmiştir. Bu yazının düzenlendiği günlerde (13.12.2005) son birkaç eski eser ise yok olmanın eşiğindedir. Bu tarihi eserlerin son üzücü resimlerine "resimler" linkinden ulaşabilirsiniz. Yöre halkı sevecen, konuksever, geleneklerine bağlı, doğayı sevip koruyan duyarlı insanlardır.
Ancak bu insanların da nesli tükenmek üzeredir. Her evin yada dükkanın önünde penceresinde mutlaka bir kedi, köpek ve saksıda çiçek görülebilir. İnsanoğlu tabiatın içinde varolabilir ancak. Köylüsü olmaktan onur ve kıvanç duyduğumuz Çengelköy'ümüzün; "Çengelköy salatalığı", köyümüze has, en meşhur ürünü idi. Ancak "Çengelköy salatalığı"da yok artık. Geçerken herkesin mutlaka durup aldığı kavak inciri, dut, ayva, hurma gibi ürünler de artık Çengelköy' de yetişmiyor ne yazık ki.
Bahsi geçen ürünlerden "Çengelköy salatası" diye yol kenarlarında seyyar arabalar üstünde satılanlar, başta Yalova olmak üzere pek çok farklı bölgelerden getirilen salatalık türüdür. Diğer sebzeler ve meyvalar genelde Marmara, Ege, Akdeniz ve iç Anadolu bölgelerinden gelmektedir. Çengelköy çarşısı içinde bulunan, taş fırın yada kara fırın da denilen, odun ateşinde geleneksel şekilde yapılan ekmeğin İstanbul'un heryerinden sürekli müşterisi vardır. Hele simidinin tadına diyecek yoktur.
Bu satırları okuduktan sonra bu fırına bir uğrayıp ekmeğinizi ve simidinizi alın, bana hak vereceksiniz. Taze ve canlı balık bulmak için ise sabahın erken saatlerinde sahil kesimlerine uğramanızda fayda var. Balık tutmaya meraklı insanlarımız için ise Kuleli kıyılarını öneriyoruz. M.S. 1200 ler de dikildiği saptanan, anıt çınar ağacı, tek başına görülmeye değer. Metrelerce öteye uzanan kalın dalları, kocaman gövdesi ile geniş bir alanı kaplayan çınar ağacı, İstanbul'un sayılı anıt ağaçlarındandır.
Çengelköy ve tarihi ile ilgili daha detaylı bilgileri “"Çengelköy tarihi" başlığı altında bulabilirsiniz.
Araştırma yazısı: Erdal Göksu (04.12.2005)
|